BEN BİR TEMMUZ GÖMDÜM BABA
Bu olmayan bir temmuzun yazısı,mektubu,kederi ne dersen işte
adını sen koy.Yazmamak için çok uğraştım ben bunları,yazmasaydım
çıldıracaktım,daha da kırılacaktım,tükürürüm suratına bu kağıdın dedim oturdum
yazdım sonra sen bilmezsin tabi göremedin bu dönemleri pek teknolojik şeylere
geçirdim içime yazdıklarımı baba.Sen çoğu şeyi göremedin baba,şimdiki beni
göremedin mesela…
Sen yokken neler yaptım merak ettin mi hiç?Nasıl
büyüdüm,nasıl debelendim,nasıl yaralandım,nasıl kanadım hiç düşündün mü?Sen
yokken mesela ben reşit oldum artık memleket beni kabul ediyor.İşte ortaokul
bitti,lise bitti,üniversite başladı.İnanır mısın kazandım ben inanamadım gerçi
sen inanırdın.Edebiyat okuyoruz bilirsin kafam hiç basmadı şu bize dayattıkları
matematik denen şeye ya da sayısal şeyler diyelim de genellemiş olayım sana.Sen
yokken işte insanlar beni yaraladı hani yokluğun ile eşdeğer yaralanmalardı
inanır mısın ben yıkılırken o dönemlerde elini çok istedim ensemde.Hani şaplağı
geçirip kim onlar lan ayağa kalk demeni istedim sarılmanı falan değil.Babam var
benim demeyi istedim mesela.Gerçi varken de çok yoktun sen ama bu yokluğun
başka koyuyordu o dönemlerde be ceylan.Bütün yokluğuna rağmen sen yokken sana
dönmeye başladım iyice insanlara aynı bakıyoruz seninle.Gülersin şimdi ama hala
tombulum ben tombikim yani şu hep imrendiğim elin çocukları gibi şişe gibi
olamadım Allah affetsin boyumuzda iyice attı her metroya bindiğimde aklıma
geliyor senin gibi üstteki o saçma soğuk demirleri tutma çabalarım şimdi
deseler demire sökerim o denli.Sen yokken çok şey değişti be baba.Farklı
şarkılar,farklı insanlar,farklı günler tanır oldum.Kendimi tanımaz oldum bazen
de.Büyümek dedikleri bu demek ki baba.
Çevreyi de değiştirdi tükürdüklerim.Senin dibine oturduğun
köşk pastanesindeki ağaç dibine yatmış çocuk tablosu gitti,sakarya caddesi
desen hani hep buluşup gezdiğimiz ha işte onu belediye elledi,bana da
tükürsünler artık meyveli pastayı sevmiyorum ve şeftali suyunu yeni tatlara
geçtim çiiszzkeeyk ile vişne suyu gibi mesela sonra artık kendimi baharata
gömer oldum falan sana öküz gibi yiyiyorsun derdim ya hani kebabı yerken ben de
öyleyim gül bunlara be baba ben gülemiyorum sen gül.
Sen yokken sen delirirsin ama elin zaliminin oğlanlarına
aşık oldum onlara şiirler falan yazdım hani sana bile iteleye kakalaya yazdım
da onlara mürekkepleri ağlattım.Gel yine oğlanları da döv beni de döv
bağırırsın sonra anneme bu düştü yine diye de buna da haykırarak gülerim o
zaman.Gülerim gerçekten gülerim.Zaten her can yangıma rağmen gülmüyor muyum
sanıyorsun?Çok mu ayaktayım sanıyorsun?Değilim hem de hiç değilim…
İçim çürüdü yemin ederim şu gri günlerden ne siyahım ne
beyaz griyim ben.Soluk böyle hani iğrenç bi’ gri vardır ya ha işte ondan zaten
gri iğrençtir de çaktırma sen ben mübalağa ettim güzel de ettim.Sen gittikten
sonra yaş ilerleyince tabi hayata karşı ironik duruşumu daha da geliştirdim
tabi.Bunları görmeni ister miydim?İsterdim tabi ulen ne güzel olurdu şimdi
seninle dalga geçmek ya da sana ve tüm erkeklere sövmek falan fistan olmayan
rüyalar.Ah be baba ölmeyecektin iyi gol attın bana sağ olasın.Hayatımın golünü
attın bana sen.Sağ olasın…
Her şarkıyı dinleyemiyorum bu arada eğer içinde acı bir anı
kaldıysa şarkıyı dinlemiyorum çünkü duysam iki tını vuruyor hüznün kırıntıları.Bak
hatırlar mısın bi’ ara ben küçüktüm hani çok küçük değildim ne zaman küçük
oldum ulen hem cüsseliydim neyse döner yeme umuduyla oturmuştuk sana da
kitledilerdi çiğ et dönerleri de annem sonra bize gidip kaşarlı tost almıştı
yemin ederim sonra büyüyünce dedim döner mi kaşarlı tost mu dedim bunu yaş
büyüyünce tabi argolar her yerde bilirsin sistem sürüklüyor neyse işte orada
grup-84 ün bu yar ellerin nerdee diye bağrıştığı ilk şarkısı çalıyordu.Baba
bilir misin o tostun kaşarı benim boğazımda donmuştu be,dedim tost biter,ben
gider yavaş ye tostu da ayrılmayın böyle kalın,babam böyle kalsın,oturalım hep
bu masada annem tostu beklesin daha bitmesin dedim.Bitti baba o gün de bitti
her şey gibi sen gibi bitti.İşin komiği bir aşk şarkısına sığdırdım ben bu bitişimizi.Ben
de bittim baba hiç başlayamadım bir şeylere sen gittikten sonra içimden geldi
mi hayır gelmedi gelmesin de ben böyle kalayım bari be baba.
Çok pişmanım mesela seninle bir kere çocukken yine hani ama
cismen büyük olduğum zamanlar hep bunu bastırarak diyeceğim sen gıcık ol ulen
neyse işte çocukken seninle kavga etmiştik sana küsmüştüm de başı annemin
dairedeki masaya gömüp gidişine bakmamıştım.Bilseydim
küsmezdim,kızmazdım,gidişine bakardım baba.Bakardım ardından hep baktım zaten
baba,senin gidişine,bindiğin otobüse hep baktım ben.Böyle boynu bükük,üzgün ama
belli etmeyen donuk suratımla hep baktım.Hafta sonları sabah 10 akşam 7 bizim
kaderimizdi be baba.O kadardı senin babalığın benim evlatlığım.Hafta sonları
çalışırdık biz seninle bu roller için.Bilseydim işte daha iyi oynardım ben o
rolü bilemedim,sen de öyle…
Ben bu yaşlarımda çok tatlış bir şey olmuştum be baba neden
bu zamanlarda da oynamadın tükürdüğüm rolünü ha?Zor muydu ulen bu kadar zor
muydu kalmak?Zordu biliyorum bana da zor kalmak ama kalıyoruz kokoreç
fırlattığımın hayatında.Hala kalıyorum,tutunmaya çalışıyorum,bir
şeyleri,birilerini sevmeye çalışıyorum ya da hayatı diyelim.Sen kaçtın hep
kaçtın…Kaçtın sen kendine kaçtın...İyi yaptın salla be ceylan.
Ben kaçamıyorum bak hala nefes alıyorum.Vardır bir hayrı
daha almamızın belki de kim bilir?
Ha bu okuyamadığın mektup var ya işte biraz uzun olacak
affet.Affetme ya da bak ben affetmiyorum yazıyorum.Kimseyi,kelimeleri
affetmiyorum baba.Kendimi de affetmiyorum bu denli kırılgan olduğum için hem de
hiç affetmiyorum.Çok kızıyorum kendime baba hem de çok neden ben böyleyim,neden
yıkık döküğüm baba?Cevaplayamazsın baba hangi soruma cevap oldun ki bunu
cevaplayasın?
Düşündükçe bir şeyleri kalbim deli gibi atıyor,düşünmek bile
beni delirtiyor,geleceği,kendimi,olabilecekleri ve olmayabilecekleri acaba bu
yaşlar hep mi böyledir baba?Acaba yıllar sonra bunların hepsi geçtiğinde oturup
güler miyim bu halime?O kadar çok sorum vardı ki sana gittin be baba bu da
araya notum olsun.
Çok kırgınım be hem de çok hani diyorlar ya bir insanın
kalbi yumruğu kadardır diye işte yumruğum kadar kalbim vardı onu kırdılar baba
yumruğum ne kadardı ki benim de kırmaya meyil ettiler bilmiyorum ki paramparça
ettiler böyle içim ölsün diye beklediler.Öldüm be baba,kıydılar bana hani sen
olsaydın belki olmazdı bu kadar kırgınlık,yılgınlık bende ne bileyim bir ümit
işte inanıyorum buna hep ben.
Sen gittikten sonra birini sevebilme ihtimalinden de korktum
ben çok sevince gidiyor şu kalp hengamesindekiler.Sen gittin ya şimdi herkes
gider biliyorum.Geri de gelmez kimse bunu da biliyorum.Ne çok şey biliyormuşum
ben ulan ne çok şey.Bazen bilmek istemiyorum hiçbir şeyi ama olmuyor be baba.
Biliyor musun?Sen gittikten sonra farklı bir ben geldi
dünyaya.Daha çok kahve içer,daha çok ağlar,daha çok güler,daha az uyur,daha az
unutur,daha az umutlanır oldum ben.Kendimi kahveye vurdum etrafımı da
öyle.Kimseye demiyorum hani gel de çay içelim diye kahveyi döküyorum herkesin
üstüne üstüne.Kahvenin acısı dindirsin diye belki de içimdeki acıyı kim
bilir?Geceleri düşününce geçmişi bir ağlıyorum içime içime ağlıyorum sonra gün
doğuyor tükürüyorum aynadaki yüzüme siliyorum hüznü iki tebessümle gün içinde
öldüren kahkaha sesleriyle.Geceleri uyumuyorum gerçi hatırlar mısın bir
yılbaşıydı da sen geleceksin diye 24 saat uyumamıştım da sonra yolu beli
kusarak geçirmiştik seninle ama güzeldi seni beklemek be işte ben zaten ondan
sonra hiç düzgün uyuyamadım be baba hala da uyuyamıyorum geceler benim oldu ben
gecelerin etrafımdaki uyumuş nefesleri ninni yapıyorum artık kendime.Unutmak
desen imkanı yok geçmiş dalga dalga çarpıyor yüzüme yakıyor canımı unutmak
insanın en büyük ilacı ama bana bir faydası yok baba.Kimseyi,hiçbir şeyi
unutamıyorum hatırladıkça da deliriyorum.Umut desen yok umut biliyorum hep yaralı
olacak ben ve zaman iyileşmek imkansız be iyileşemem de bundan sonra sanırım.
En çok da seninle şöyle bir oturup ağlayamadığıma yanarım ya
neyse.Oturup döküle saçıla bi’ ağlamalıydık seninle baba.Görmeliydin beni
baba,görmeliydin.O lanet olası mezuniyetlerimi,sonradan aldığım
takdirleri,kazandıklarımı ve kaybettiklerimi,insanların nasıl beni
ezdiklerini,benim nasıl debelendiğimi görmeliydin.Görmedin,gittin.Eyvallah be
ben olsam ben de giderdim.Kalıp ne yapacaktın şu iğrenç yerde?Sen de haklısın
ama gitmeyecektin işte geri dön be baba.
Her neyse bir de sen yokken ben abi denen ürün ile
tanıştım.Allah affetsin daha nasıl bir şey çözemedim ama karıştırmıyorum o mevzuyu
her şey akar ulen şu hayatta o da akar gider.Ben dokununca bozuluyor her şey
zaten be baba.Böyle legolardan yapılma şeyleri bozan gabidik gubidik bebikler
gibiyim ben.İçin cız eder şu halimi görsen.Görme be görme.
Aslında sana anlatacağım çok şey var böyle bölük bölük
pörçük pörçük olmamalı bunlar ama aklıma geleni söylüyorum sana affet
beni.Affet beni be baba öldürdüm seni.Hem de acımadan,içim yanmadan öldürdüm
ben seni.Bir evlat nasıl öldürür babasını deme öldürdüm ben seni.Ben seni bir
yalana vurdum baba.Senin kalbini bir yalana vurdum.Bilseydim böyle olacağını
yapar mıydım?Yapmazdım bil bunu bak bu yalan değil baba.Sana sen gittikten
sonra hiç yalan söylemedim zaten ben.
Ben seni gömdüm baba.Ellerimle gömdüm seni.İçtiğim binlerce
kahveye,unutumadığım geçmişe,uyuyamadığım gecelere ve nice şeye seni gömdüm
baba.Ekoseli gömleklere,meyveli pastaya,şeftali suyuna,yenmeyen çiğ dönere ve
yenen peynirli tosta,kavanoz camlı gözlüğe,beyaz takım elbiseye ve beyaz
ayakkabılara,sivri burun kahverengi ayakkabılara,gri-mavi kotlara,yüzüme batan
sakallarına,uzayınca arasında sarı olan beyaz saçlarına,sigaranın sararttığı
parmaklarına,gittiğin otobüslerin plakalarına,kolunun altına kıstırılan
gazeteye,sakarya caddesine,ankaraya,olmadığın eve,kendime gömdüm seni ellerimle
baba.
Ben seni bir temmuz sabahında gömdüm bunların hepsine.Bir
temmuz sıcağında soğuttum tüm yüreğimi.
Sen gittin ya baba gittin.
Ben bir temmuz gömdüm baba.Ben bir temmuz öldürdüm senin
uğrunda.
Yorumlar
Yorum Gönder