Nice senelere anne.

Aslında tam olarak nasıl başlayacağımı bilmemekteyim.Her zaman ki gibi bilmemek üzerine yaratılmış doğam ile bunları yazmaktayım.Gerçi sen beni bilirsin anne.Kimin aklına gelirdi bu denli yaşlanacağımız?Gerçi sen yaşlanmadın lütfen üstüne alınma yine de ben yaşlandım,büyüdüm.Çocukken de sana böyle yazardım hatırlıyor musun?Defterden kopardığım kağıtlara gece televizyon izlemek için izinler,salonda uyuyakalınca korkudan özürler veya kavga edersek sana küsmüş sözler...
O zamandan konuşmaktan ziyade yazmaya meraklı bir çocuk olduğum belli imiş.Sana resim de çizerdim bir zamanlar.Gerçi şimdi ne yazı ne resim fazla konuşuyoruz seninle.Belki de benim yaşlanmamın etkisiyle kim bilir?Ben bilmem,bilirsin.
Çocukken doğum gününü hep karıştırma korkusu çekerdim ay ile günün yerini bir türlü bilemezdim.Geç öğrenen ama tam öğrenen bir çocuktum.Sana hediyeler almak için çırpınır dururdum bunu da anneannemden kopardığım güzide paracıklar ile yapardım tabi.O zamanın behrinde 20 lira çok önemli bir meblağdı ki anneannenizden alıyorsanız daha büyük geliyordu.
Aslına bakarsan yine biz seninle birlikte yaşlandık.Sen o aynaya ben tekme atınca bakmayacaktın kadın.Ruhlarımız ya birleşti ya değişti bilmiyorum fakat kader düğümlerimiz gün geçtikçe artıyor.
Fark ettim ki 40 sayısı gerçekten önemliymiş.Ben seni 40lık mine olarak aklımda tuttum.
Permalı,kısa,kızıl kahve saç,parlak tuğla rengi ruj,fönlü ise öne iki parça kahkül,su yeşili ve lacivert çizgili ekoseli oduncu gömleği,kahverengi süet topuklu,sedefli oje,sigara ile karışmış parfüm,çift renkli mont ki çok mucizevi gelirdi bana iki farklı mont oluyor diye,salçalı uzun makarna,patates kavurması,mercimek çorbası,bulgur pilavı,merdivende anneannem fark etmesin diye hızlıca yenen kokoreç,midye dolması,salçalı sosis,balkonda uyumacalar,miço,barbie,witch dergileri,o çalamadığım oyuncak turuncu saz,mavi boğazlı badi üstüne giydiğim lacivert kadife askılı elbise ve çantası altına giydiğim kadife kırmızı ayakkabı içine beyaz kalın çorap,pembe kürklü barbie montum,bir dönem beni sezercik misali giydirdiğin çamur yeşili sweat ve kahverengi kadife pantolon,çaldığım halı kitap ayraçların ve daha nicesi ile tuttum aklımda...
Senin 40 benim 4 olduğum zamanlardı bunlar,güzel zamanlardı.
Çoğu şeyi birlikte hallettik seninle dediğin gibi ben pek söylemesem de öyle.Gerçi ben sana çoğu şeyi söylerim de söylemem.Bilirsin tabi bunu da.
Fazla seni seviyorum anne falan demem.Çok sıkı fıkı çığıldayan çocuklardan olamadım özür dilerim ister miydin bunu da bilemezdim.Ben sadece otobüste yanında otururken yoldaki şeritlerin nasıl arka arkaya geldiğini anlamaya çalışan sonunda da uykusu gelen saf çocuk olmaktan keyif aldım hep.Meğersem yola hunharca beyaz şeritler çekiyorlarmış zalimler.Ulen kadın sen de bana söylemedin hani sen de onlardansın da neyse annemsin deyip bağrıma basıyorum.
Sana göre sen gün geçtikçe yaşlanıyorsun ki bana göre durum nasıl maalesef bilmiyorum çünkü son iki senedir seni neredeyse seni 1 aylık ve 4 aylık tatilim ve hafta sonları tatili haricinde görmüyorum ve tabi bazı tatillerin eklenti günlerinde.Artık ayrı büyümekteyiz seninle.Bu çok farklı bir duygu.Garip anlatamıyorum.Sen anlarsın beni.
Yine de dönelim isterdim,sen de isterdin belki eskiye.O zaman doğum gününü de kutlamak da kolaydı.
Asıl konuya dönelim ya bu kadar mazi falan iyi olmuyor.
Şimdi sen doğdun sen doğdun diye ben doğdum falan tabi.
Ama iyiki doğdun be valla bak.İyiki doğdun anne seninle eğlenmek güzel.
Nice senelere çok senelere...
Umarım normal bir evlat olur ve senin şu torun hayallerine falan yardımcı olurum hehe.
Ama bilemiyorum.Sen bilirsin.
Anneler bilirmiş öyle diyorlar.
Ne güzeldiiir güzeldiiir annemiin her şeyii  bilmesii
Büyüklerimizz demişleer annee bilir her şeyii
Ürkütür bazeeen bilmesii dee her şeeyiii!!
Umarım bir sürü doğum günü kutlarız böyle deli,saçma ne bileyim belki de eskisinden güzeldir.Belki de böyle olması her şeyi kim bilir değil mi anne?
Aslında yazılacak çok şey var belki de ama diyorum ya fazla konuşuyoruz seninle.
Aaa ne diyordum işte iyiki doğdun anne nice nice mutlu huzurlu senelere...
Yazılamayanları konuşuruz bir ara sen 16 yıl koy bir yerlere.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tık Tık…/29.

Bir Melankoliğin Günlüğünden Kareler 38: Tahammülojik