Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tık Tık…/29.

 Bu sonbahar öyle bir yumak bıraktı ki göğsüme hangi kelimeyi nereye, nasıl işleyebilirim düşünmekten yaş almanın hengâmesine kapımı tıklatmadım. Tıklatamadım… Zaten bunu istemiyor muydum sonunda? Bitmesini, dinmesini, yitip gitmesini… Olmaması gerekenin gitmesi, Olması gereken değil miydi? Zamanımın kumları kimin elinde idi ki ben karar veremedim diye tepiniyorum? Emin değilim.  Göğsümde yumaklardan bir dert bahçesi var. İnsan olmak en büyük derdimmiş fark ettim. Kendimi bir şey sanıp kabul ettim. Dağ olmak vardı… Ağaç olmak vardı… Göğün üstünde sönen yıldız; Altında süzülen kuş olmak vardı. Kendimi bir şey sanıp kabul ettim. Göğsümdeki yumaklar o denli sardı ki nefesimi  Bazen sormak zorunda hissediyorum, “Kafesim tıklatıyor mu bedenimi?” Tık, Tık, Tık, Zamanımın kumları nereye dökülmekte idi ki ben göremedim diye deliriyorum? Emin değilim. Bi’ şekilde kaçamadığım için hâlâ buralardan Ve İçimdeki ruhsuz saat hâlâ çalıştığından  Ve Kabul edilen tüm kapıları kapattığ...